|
DOSTEL TEKSTİL, ADIM ADIM İHRACATLA BÜYÜYOR
1993 yılında, tekstil sektörünün en parlak,
ama imkanların çok dar olduğu bir dönemde kurulan Dostel
Tekstil, başta Danimarka, Almanya, İtalya, İsviçre ve
İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerine ihracat yaparak,
Türk ekonomisine katkıda bulunmaya devam ediyor. Dostel
Tekstil, prensip olarak kaliteyi ve müşteri memnuniyetini
ön planda tutup, müşterilerinin isteklerine zamanında
ve en iyi şekilde cevap vererek sağlamış olduğu güvenle,
on seneden beri aynı müşterilerine hizmet götürmeyi
sürdürüyor.
Mevcut kalitelerini her dönem için yükseltmeyi
ve modaya ışık tutmayı hedeflediklerini ifade eden Dostel
Tekstil Ürünleri Hazır Giyim San. Tic. Ltd. Şti. Sahibi
Remzi YORULMUŞ, Dostel Tekstil olarak küçük ama emin
adımlarla yol aldıklarını belirterek faaliyetleri, hedefleri
ve tekstil sektöründeki gelişmeler hakkında şu açıklamalarda
bulundu:
"Ülke pazarı son iki-üç yıldan
beri ekonomik sıkıntılar içersindedir. Bu da doğal olarak
bizim ihracatımızı belli bir noktada etkilemektedir.
Bu etkileşim devam ettiği taktirde bizim sektör olarak
değişik alternatifler üretmemiz gerekiyor. Burada kastetmiş
olduğum alternatif pazarlama yöntemleridir. Bu konuda
değişik bakış açılarının oluşturulması gerekiyor. Danimarka
son iki yıldan beri yoğun olarak çalıştığımız en iyi
alıcı ülkelerden biridir. Bunun yanında İngiltere pazarı
da aynı şekilde en iyi alıcı ülkeler arasında yer alıyor.
Türkiye model ve tasarımda öncü bir ülke olup bu alanda
dünyada ikinci sıradadır. Türkiye'nin Avrupa ülkeleri
tarafından tercih edilmesinin sebeplerinden bir tanesi
budur. Ayrıca, Avrupa'ya istediği kalitedeki ürünü 4
hafta gibi, çok kısa bir sürede teslim ediyoruz ve onlarda
bu malları toptancı firma ve mağazalara çok rahatlıkla
satabiliyorlar. Mevcut olan ilişkilerde, hem ticari
hem de dostluk anlamında güven çok önemlidir. Bunun
getirmiş olduğu kazançlarla birlikte bir çok işletme
gerçek anlamda bu ülkelere iş yapabilmektedirler.
Türk tekstil sektörü, özellikle dünya
ekonomisiyle paralel olarak dünya modasının gerçek anlamda
hem sistem hem de moda, tasarım ve bunun yanında coğrafi
yapı itibariyle her zaman geleceği olan bir iş koludur.
Türkiye'deki ekonomi gerçek anlamda iyi gider ve insanların
işletme kayıplarıyla moralleri bozulmazsa, gelecekte
de bugünkü mevcut dünya statüsü içersindeki konumumuzu
koruyacağımız kanısındayım.
Türkiye'de son bir seneden beri sabit
kur dengesi anlayışı sözkonusuydu. Bunun Türkiye'deki
ihracatçılara yansıması ciddi anlamda zararlara neden
oldu. Bir çok işletme kapısına kilit vurdu. Çünkü Avrupa
fiyatlarında bizdeki gibi günübirlik değişik yok. Mevcut
pazardan pay almamız için rekabet şansımızın olması
gerekiyor. Rekabet edebilmemiz için hammadde fiyatlarının
düşük olması veya kur politikasının reel anlamda yükselmesi
gerekiyor. Bizde ise tam tersine kur politikalarında
düşüş görülmektedir."
2005 yılında ticari sınırların kalkmasıyla
birlikte Çin'in özellikle konfeksiyon ve tekstilde büyük
bir atağa kalkacağını, bu yüzden dünyadaki bütün devletlerin
Çin'den çekinmesini ve Avrupa'nın Çin'le emek yoğun
üretim olan konfeksiyon ve tekstil sektörlerinde rekabet
edemeyeceğini anlaması üzerine bu sektörden yavaş yavaş
çekilmeye başlamasını nasıl değerlendirdiğini sorduğumuz
Yorulmuş, " Türkiye, mevcut coğrafi konumu ve sosyal
alanda kalite anlamındaki yeri itibariyle bu mevcut
statüsünü koruyacaktır. Reel anlamda bir düşüş olmayacaktır.
Ekonominin dışında çok büyük etkileşim olmayacaktır.
Ama Çin pazarı ciddi anlamda pazara egemen olabilmek
için bir çaba sarfediyor. 2005 yılına 2 yıl kala tüm
bunların verileri gözlenmektedir. Çin'in işçilik maliyetleri
çok düşük. Bunun yanında, ciddi anlamda devlet tarafından
destekleniyor.1986 yılından bu yana tekstil sektörü
Türk ekonomisinin lokomotifi olmuştur. Ama devletin
tekstil ihracatlarına yönelik ciddi olarak reform düzeyde
bir katkısı olmamıştır. Tam tersine devlet, dönem dönem
çeşitli engellemelerin ve gümrüklerdeki yığılmaların
sergilendiği bir sistem oluşturmaya çalışmıştır. Demokrasinin
ve demokratik nitelikteki yapılaşmanın içerisinde yer
alan bir ülkeyiz ama Çin'e baktığımızda daha kapalı
bir yapıya sahip olduğunu görüyoruz. Avrupa ülkeleri,
insan sosyal haklarının en üst seviyede olduğu bir çalışma
sistemi oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak günümüzde buna
baktığımızda sistemin birbiriyle çeliştiğini görüyoruz.
Avrupa ülkelerindeki firmalara çalıştığınızda, gelip
istedikleri zaman sizi denetleyebiliyorlar. Uygun görmedikleri
taktirde üretimlerini başka bir firmaya yada başka bir
ülkeye kaydırabiliyorlar. Ama bunu Çin'de, Hindistan'da
yapamıyorlar. Bu ülkelerin çalışma statüleri dünyaca
biliniyor. Tüm bunlar gözönüne alındığında Avrupa ülkelerinin,
hem üretim, hem de işletme bakımından birbiriyle çelişen
politikaları dikkat çekiyor. " şeklinde konuştu.
|